Kamil Bey’in Boşboğazlığı.

7 Mayıs 2008, Çarşamba

Kamilciğim yine kendini tutamamış. Kendince bana sitesinden cevaplar yollamış. Bir de “Haydi şimdi Yaman’ı arıyoruz, bunlara vaktimiz yok,” pozları kesmez mi?

Atı alan Üsküdar’ı geçmişmiş. Senin ya da senin ekibinin Yaman’ı bulduğunu henüz görmüş değiliz ki Kamilciğim. Asıl dereyi bu görmeden paçayı sıvamak olmuyor mu?

Ayrıca taklitçilik de sana hiç yakışmıyor. Fogo Adası’yla ilgili kaynaksız, baştan savma yazını eleştirmeyeceğim bile.  Zaten Yeti ve 41-29 konularından dolayı hala canım sıkkın.

Neyse efendim. Kuşlar yem ister, makalelerse kaynak. Bunu unutmayalım.

Sağlıcakla.

Santorini - Felaketin Tanığı

7 Mayıs 2008, Çarşamba

Efenim yazmak morale iyi gelir, maneviyatı kuvvetlendirir dedik ve yine bir coğrafya yazısıyla karşınıza geçtik. Konumuz Ege’nin tarihi öneme haiz adalarından Santorini.

Efendim bugün 300, Truva gibi filmlerden aşina olduğumuz Klasik Yunan uygarlığı, hatta Girit medeniyeti, daha portakal bile değilken Kiklad denilen bir uygarlık Ege’yi yönetmekteydi. Ancak mutlu günler kısa sürdü ve bundan aşağı yukar 5 bin sene önce bu adalardan biri ve Ege’nin en önemli uygarlık merkezi olan Thera patladı.

Evet patladı. Çünkü bir yanardağın üzerindeydi. O güne değin eşi benzeri görülmemiş bir felaket oldu. O felaketin izlerini Mısır hiyerogliflerinde, Hitit saray kayıtlarında ve Mitolojinin çok çeşitli efsanelerinden bugün bile sürebiliyoruz. Gökyüzü simsiyah bir toz bulutuyla kaplanmış. İnsanlar günlerce güneşi görememişler ve dünyanın sonunun geldiğini sanmışlar. İşte Thera adasının bugünkü ismi Santorini’dir. Ortasında koca bir delik olan ada bugün turistlerin uğrak yeridir.

Ayrıca Atlantis’in aslında ne olduğuna dair ortaya atılmış teorilerin en popülerlerinden biri de Atlantis’in aslında Thera olduğudur. Çok ilginç.

İşte böyle, bir gün yolunuz Santorini’ye düşerse hem felaketi hem de ütopyayı bir hatırlayıp derin bir nefes aldıktan sonra fotoğraf çekin. Fotoğraf dedim yine hüzünlendim. Yaman kardeşim olsa ne güzel fotoğraflar çekerdi.

Sağlıcakla kalın, efendim.

Seyir Defteri

6 Mayıs 2008, Salı

Sevgili dostlar, Yaman’ı aramak için seferber olanlar.

Çalışmalarım netiesinde gördüm ki bu işte en hızlı koskos’un kaptanının seyir defterini ve yeni gelen güncellemeleri inceleyerek yol alabiliriz. Maalesef sevgili dostum Kamil Hoca bu konuda biraz ağır davrandığı için size ben yardımcı olabileceğim.

Önce seyir defteri. Aman dikkat. Adeta bir bilim adamı edasıyla inceleyelim lütfen.

Yeti: Efsane-Gerçek

2 Mayıs 2008, Cuma

Yetiler, Kocaayaklar, Sasquatchlar, kar adamları dünyanın birçok kültüründe, folklorunda ve efsanelerinde kendisine yer bulmuş tüylü canlılar.

Yaşadıklarından emin olduğum Falkland Adaları’nın dışında Himalayalarda ve Wisconsin’in ormanlık bölgelerinde de yaşadıkları rivayet edilmekte.

Nedir, kimdir bu yetiler? Gerçekten tam olarak tanıyor muyuz? Kültürlerini ve biyolojik özelliklerini tam olarak biliyor muyuz? Uzunca bir süre bilim-adamları bu türün varlığını inkar ettiği için Yetileri tanımakta oldukça geç kaldık.

Devamını oku »

FOGO ADASI

2 Mayıs 2008, Cuma

Eski bir Portekiz sömürgesi şimdinin bağımsız bir adalar cumhuriyeti olan Cape Verde’nin eyaletlerinden biri ve Afrika açıklarındaki volkanik, ve enfes güzellikteki bir ada.

Cape Verde kültürü biraz Portekiz biraz da Afrikalıdır. Müziği, yemekleri ve danslarıyla eşsizdir. Adanın yüksekliği yaklaşık 3.000 metre, yüzölçümü 476 kilometre kare ve nüfusu da yaklaşık 36 bindir. Portekizce ve Afrika’nın Creole lehçesi konuşulmaktadır. İlk kez 1480 yılında yerleşilmeye başlanmıştır.

Fogo adası aslında Fogo Yanardağı’nın etekleridir. Yani okyanusun ortasında denizden fırlamış bir volkandır. Zaten Fogo Portekizcede “ateş” demektir. Hani 40’ların macera filmlerinde Avrupalı gezginler adada krallar gibi karşılanır, sonra da sessiz kalması için yanardağa kurban verilmek üzere götürülür ya işte Fogo o hikâyelere ilham vermiş olan adadır.

Yalnız Güney Amerika ve Afrika melezi olan insanları da ada kadar güzeldir. Adanın başlıca geçim kaynağı tarım ve özellikle de kahvedir.

Ben şahsen bir kez Fogo adasına gittim ve büyülendim. Doğrusu içimden kalmak ve hiç dönmemek geldi. Eğer günün birinde egzotik bir tatil düşünüyorsanız Fogo’dan daha iyi bir tercih yapabileceğinizden emin değilim. Doğal güzelliğinin dışında Fogo kültürünü tarihini ve kölelikten çektikleri eziyetleri anlatan küçük de bir müzeleri var. Tavsiye ederim.

Yaman Gezgin Kayboldu! Aranıyor!

1 Mayıs 2008, Perşembe

Ey ahali. Sevgili dostumuz, seyahat ve macera adamı Yaman Gezgin kayıp!!!

Kendisi en son bir seyahate çıkacağını söylemişti. O zamandan beri bir haber alınamadı.

Şimdi dostumuzu bulmak için sizi araştırmalarımıza yardımcı olmaya çağırıyoruz.  Dostum Kamil Ademoğlu’yla birlikte başlattığımız siteye bir göz atın. www.yamangezginkayboldu.com

Tüm ipuçlarını bu sitede toparlayıp onu bulmaya çalışacağız.

Araştırmayı ve keşfetmeyi seven okurların bize yardımcı olabileceklerinden eminim.

Serbaya: Bilgisayarların Babası

30 Nisan 2008, Çarşamba

Son on-onbeş yılda bilgisayarlar hayatımızın içine nasıl da girdiler, öyle değil mi? Artık ne işimizi, ne iletişimimizi ne de eğlencemizi onlarsız düşünemiyoruz. Bir sinemaya dahi gideceksek bileti internetten alıyor, günlük tutacaksak bilgisayarda yazıyoruz. Hayatımızın olmazsa olmaz bir parçası haline gelmiş bu makinelerin aslında ne olduğunu, nereden geldiğini sıkça düşündüğümüzü de sanmıyorum.

Devamını oku »

Kaplan Denen Muhteşem Havyan Veya “Zalita Kaplanı Diye Bir Şey Yoktur, Olamaz!”

30 Nisan 2008, Çarşamba

Efendim bu muhteşem hayvanların bilimsel ismi Felis Tigris ya da Panthera Tigris’tir. Tigris Yunanca’da kaplan demektir. Aynı zamanda Dicle Nehrine de Yunanlılar Tigris diyorlardı, zaten Dicle kelimesi de buradan gelir. Konuyu dağıttım özür dilerim, tıpkı Kamil gibi oldum. Zaten ona kızdığım için ona benzedim. Zalitha Kaplanı diye yazı yazmış adam yahu.

Evet, biz dönelim kaplanlara. Kaplan bir Asya kedisidir. Afrika’nın ise kralı Aslan’dır, dolayısıyla Zalitha’da Kaplan olma ihtimaliyle teyzemin bıyıkları olması ihtimali arasındaki fark ihmal edilebilir boyutlardadır dersek büyük yanlışlar içine düşmüş, dikkatsiz konuşmuş olmayız. Zira bu güzide ülke Afrika’dadır. Evet…

Kaplan denen hayvan Asya’daki birçok uygarlığın da simgesi olagelmiştir. Nasıl ki Avrupa’da ve Ortadoğu’da hep krallıkların, sultanlıkların simgesi aslansa, nasıl yiğit bir insana aslan gibi diye hitap ediyorsak Asya’da da bu rol kaplanındır.

Kaplan Bangladeş, Nepal, Hindistan, Malezya ve Kore’nin milli simgesidir. Güneydoğu Asyalı kralların armalarında flamalarında hep kaplan resmi mitolojilerinde, masallarında hep kaplan öyküleri yer alır. Bir televizyon programının yakınlarda yaptığı bir ankette kaplan dünyanın en çok sevilen hayvanı olmuştur.

Eh, bu sevgi haksız da değildir. Muhteşem görünümü ve vahşi doğasıyla kaplan eşsiz bir hayvandır. Çinliler ona “ormanın hayaleti” derler. Başlıca türleri, Bengal Kaplanı, Sibirya Kaplanı, Hindiçini Kaplanı, Malaya Kaplanı, Sumatra Kaplanı ve Çin Kaplanlarıdır.

Kaplan son derece tehlikeli ve sessiz bir avcıdır. En büyükleri ve görkemlileri olan Bengal Kaplanı 250 kilodur. Her konuda olduğu gibi Prof. Ademoğlu kaplanların kilosu konusunda da derin yanılgılar içindedir. Ama ne yapalım artık alıştık.

Dünyada çok az kedi sudan korkmaz ve yüzer. Kaplan da onlardan biridir. Ganj nehrine gittiğimizde bir iki kaplanı uzaktan görmüştük. Gerçekten güzel hayvanlardı. Kaplan aç olmadığı sürece insana saldırmaz, kolay evcilleşebilen bir hayvan değildir ama Yetilerle yakın dostluklar kurdukları bilinmektedir.

Kaplanlarla ilgili söyleyeceklerim şimdilik bu kadar esen kalın.

En Gerçek Gündem

29 Nisan 2008, Salı

Aziz Dostum Prof. Dr. Kamil Ademoğlu

25 Nisan 2008, Cuma

Prof. Dr. Kamil Ademoğlu uzun yıllarıdır yakın dostum, proje ortağım ve seyahat arkadaşımdır. Onunla üniversitede tanıştık. Ben tarih okurken o da antropolojideydi. Fikir tartışmalarımız o zamanlardan başlar.

Kendisi benim için değerli bir bilim adamıdır. Çingene kültürü, Kocaayaklar(yani Yetiler), Göçebelerin Alışkanlıkları ve Tempelen’in buluşları üzerine çok değerli araştırmalarının yanı sıra o da benim gibi bir hobi olarak zoolojiye düşkündür. Bilgileri her ne kadar dayanaksız da olsa nasıl ben penguenciysem o da kaplancıdır.

Kamil’i çok severim ama tabii herkesin kusurları vardır. Kamil öncelikle düzensizdir. Araştırmaları da saçı başı gibi hep dağınıktır. Dipnot, kaynakça ve alıntı nedir bilmiyor sanırsınız. Bilimsel makaleleri Dede Korkut masalları gibidir. Anlatır da anlatır.

Bazen bu adam neden akademisyen olmuş diyorum kendi kendime. Gezmeyi, görmeyi araştırmayı çok sever. Keşke bir seyyah ya da ünlü bir doğa belgeseli dergisinde muhabir olsaymış ya. Ama yine de öğrencileri onu çok sever, eğlenceli biridir. Yazılarında bazen biraz abartılıdır ama eğlencelidir. Hem okunaklı hem de sürükleyici yazılar yazar. Hakkını vermek gerek.

NAVİGASYON

Ara

ARŞİV

Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Haz    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  



Yetice Kocaparmak’tan öğretilir!
Yeticeyi benden öğrenin! En kolay yetice Kocaparmaktan öğrenilir.
www.kocaparmak.com
Alagon Yatçılık
Uzak denizlere güvenle yelken açın, yolculuğun keyfini çıkarın.
www.alagonyat.com
Albeni Bahane Star kim olacak?
Bahane Star’ını seç, ödülleri kazan.
www.albenibahanestar.com